Bozkırın Efendisi


Yazar

Murat Kınıkoğlu; 1955 yılında Malatya’da doğdu. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Mezuniyet sonrası 1984 yılında iç hastalıkları dalında ve 1986 yılında kardiyoloji dalında uzmanlığını tamamladı. Evli olan yazar iki çocuk babasıdır. Serbest hekimlik yapmanın dışında “sağlık ve uzun yaşam” konularında çeşitli gazete ve dergilerde yazmakta, televizyon programlarına katılmaktadır. Kendi diyet sistemini oluşturmuş ve Kınıkoğlu diyeti isimli kitabında bunu anlatmıştır. Ayrıca, vegan beslenme üzerine kitapları da bulunmakta olup uzmanlık konusu dışında roman da yazmıştır.
Sağlık ile ilgili kitapları; Kalbinize Sahip Çıkın (2009), Kınıkoğlu Diyeti (2012), Vegan Beslenme (2015), Vegan Sağlık (2018)
Romanları ise; Ölmeden Önce (2012) ve Bozkırın Efendisi (2015)

Kitap

Bozkırın Efendisi; Yazarın uzmanlık alanı dışında yazdığı bu roman okuyucuyu Orta Asya Türklerinin yaşadığı Ötüken’e ve Altay dağlarına götürüyor. Bir tarafta dağların iç ferahlatan serin esintisi diğer tarafta çin seddinin ötesinden gelen karanlık bir rüzgar. Türkler, Çinliler ile yaptıkları savaşı kaybediyor ve ayrı düşüyorlar. Her bir boy kendi derdine düşmüş durumda; kimi Çinlilerle bir oluyor kimi özgürce yaşamanın yollarını arıyor. Çin seddinin hemen arkasında yer alan Çin İmparatoruna bağlı kalede ise Türk esirler tutuluyor. Kale herkesin ele geçirmek istediği bir noktada, ancak kalenin tecrübeli yöneticisi, akıllı veziri ve dünyalar güzeli kızı ile birlikte gerek Çin İmparatoru olsun gerek bozkır beyleri olsun durumu idare ederek kalesini korumayı başarıyor. Ama ne zamana kadar?

Bir yandan, Çinlilerle taraf olan Tarduş boyuna karışmış ve bir Tarduş kızı ile evlenmiş olan Türklerin Aşina boyuna mensup Aybars, kendi halinde yaşamını sürdürmekte ve ak kartalı ile avlanarak geçimini sağlamaktadır. Avlanmaya gittiğinde Altay dağlarına bakıp içindeki özlemi gidermektedir. Çünkü Aybars Çinlilerle yapılan son savaşta Türklere önderlik eden kağanın oğludur. Ve hikayesi yeni başlamaktadır.

Diğer yandan, Meşhur Çin kalesinde ise esir bir Türk şamanı kehanette bulunmaktadır; Prenses, bir Türk çocuğu tarafından öldürülecek, sonrasında ise Türkler çin seddini aşacaklar ve eski güçlerine kavuşacaklar. Kehanet herkes tarafından işitiliyor ve bunun üzerine Çinli prenses bu Türk çocuğu gerek kara büyüyle gerekse etrafındaki yardımcıları ile bulmayı kafasına koyuyor ve böylece Türk boyları ile Çinliler arasındaki kaçıp kovalamaca başlıyor. Ama ne kovalamaca!

Kitap yorumu

Bir doktorun kaleminden çıkmış bu eseri okurken beklentimi çok yüksek tutmamam gerektiğini düşünüyordum. Yazar her ne kadar kendi ihtisas konusunda kitaplar yazıyor olsa da farklı bir konuda kitap yazması -bana göre- cesaret ister ve eserde gerçekçiliği yakalayabilmesi için kitabın geçtiği dönemi araştırması ve bilmesi gerekir. Yazar bunu büyük oranda başarmış ve olay kurgusu ile okuyucuyu hep bir merak içerisinde tutmayı başarıyor.

Peki kitap bize neyi anlatıyor? ve nasıl anlatıyor? Aybars’ın hayatı üzerinden Türk boylarının tarafını takip ederken, Çinli imparator, Çinli prenses ve cüce vezir üzerinden Çin tarafını takip ediyoruz. Birbirlerine kurdukları tuzaklar, kaçıp kovalamacalar, savaşlar, ihanetler, kara büyüler ve insanın özü olan güçlüden ve akıllıdan yana olma hali esere damgasını vuruyor. Ve yazar Türk halkına şöyle sesleniyor bir olmazsan, diri olmazsan ölürsün diyor; Bilge Kağan kitabesi olarak da bilinen ve MS 735 li yıllarda taşa kazınan Orhun Abidesine gönderme yapıyor.

Göktürk devletinin kurulmasına öncülük eden Aşina boyuna vurgu yapan yazar dönemin Türk ve Çin toplumlarının yapılarına, izledikleri stratejilere, ekonomilerine ve bölgenin doğa şartları ile mücadelelerine yer veriyor. Dönemin kutsal sayılan öğelerine, Yada Taşı gibi, değindiği gibi Şaman ve Budist inanışlarını gözler önüne seriyor.

Ben konu olarak, konuyu işleyiş olarak ve kurgu olarak kitabı beğendim. Ancak, birkaç konuda kopukluklar ve yarım kalmışlıklar olduğunu düşünüyorum. Onun dışında genel olarak konu bütünlüğü çok büyük oranda sağlanmış ve sürükleyiciliği ile okuyucuyu içine alıp götürüyor.

Eserin dili akıcı ve okuması kolay. Bazı kelimelerin ne anlama geldiği sayfanın alt kısımda açıklanmış. Kitabı elinize aldığınızda ise biraz büyük geliyor; çünkü boyutları 15,5 x 23 cm. Yani normalden biraz daha büyük.

Son cümleler; Türkler yeniden bir olup Çinlilere karşı savaşacaklar mı? Vatanından ayrı düşen Aybars, yurduna dönüp aşina boyuna tekrar katılacak mı? Ve en önemlisi kehanet gerçekleşip Çinli prenses bir Türk çocuğu tarafından öldürülecek mi? Tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor. Türklerin Orta Asya’daki mücadelelerinin sürükleyiciliği ve geçmişe bir yolculuk yapmanın heyecanıyla, tutkuyla ve merakla okuyacağınız bu kitabı tarihi roman severlere öneriyorum ve herkese keyifli okumalar diliyorum!

Künye

Yazar: Murat Kınıkoğlu

Sayfa sayısı: 528 sayfa

Yayınevi: Oğlak Yayınları

Arka kapak

“Altaylar’ın eteklerinde, güneyde
Kara kıl çadırda bir bebek doğacak.
Kara kuş çocuğa işaret koyacak.
Sizin istediğiniz onda
Onun istediği sizde olacak.
Bozkırın askerleri, Karıncalar gibi tırmanacaklar surlardan yukarı. Burçlardan aşağı kanlar akacak.”

Derebeylerinin, şamanların, avcıların, prenseslerin, hükümdarların, savaşçıların, kartalların, kurtların dünyasına hoş geldiniz.

Günümüzden 1400 yıl önce, Orta Asya’da Çin boyunduruğu altında yaşayan Türk boylarının; yaşlı bir şamanın kehanetiyle Çinlilere korku salan ve Türklerde umuda dönüşen destansı ve nefes kesici macerasını okumaya hazır mısınız?

Tutkuyla okudum, çok etkilendim, çok keyif aldım, hayli zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ tesiri altındayım.
                                                                                                Dr. Ata Demirel

Roman dil ve üslup açısından son derece akıcı ve doyurucu. Kelime zenginliği, davranış ve duyguları okuyucuya hissettiren cümleler bir anda sizi kavrıyor. Türkiye’de tarihi roman dalında kesinlikle bir zirve.
                                                                                                Fikret Kartal

Heyecan verici ve etkileyici bir kitap. O kadar sürükleyici ki bağımlılık yapıyor. Uykudan vazgeçip iki günde bitirebilirsiniz.
                                                                                                Begüm Cebe


Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

10 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir