Kırmızı Pazartesi


Yazar

Gabriel García Márquez; 1928’de Kolombiya’nın Aracataca kentinde doğdu. Yoksul bir ailenin oğluydu. Bogota’daki Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nde ve Cartagena Üniversitesi’nde hukuk ve gazetecilik öğrenimi gördü. 1948’de gazeteciliğe başladı ve uzun yıllar gazetecilik yaptı. Yine aynı yıllarda öykü yazmaya başladı. Yayımlanan ilk önemli yapıtı, Yaprak Fırtınası’ydı. Gerçekçilikle düşsel öğeleri birleştiren kendine özgü üslubu ve sonraki yapıtlarının da arka planını oluşturan düşsel Kolombiya köyü Macondo ilk kez bu kitabında ortaya çıktı.

1959-1961 arasında Kolombiya, Havana ve New York’ta Küba haber ajansı La Prensa’nın muhabiri olarak çalıştı. 1960’larda Mexico’da senaryo yazarlığı ve gazetecilik yaptı, basın ajansında çalıştı. 1973’te Barselona’ya yerleşti. 1970’lerin sonlarında Meksika’ya döndü. 2014’te Meksika’da seksen yedi yaşında vefat etti.

García Márquez en tanınmış romanı Yüzyıllık Yalnızlık’ı Meksika’ya ilk gidişinde yazdı. Düşsel Macondo köyünün ve köyü kuran Buendia ailesinin geçmişini anlatan yapıt yalnızca bir Kolombiya tarihi değil, evrensel düzlemde insan yaşantısı üzerine bir mitos ve bir efsanedir.

García Márquez, Latin Amerika edebiyatında büyülü gerçekçilik olarak anılan akımın önde gelen adlarındandır. Ve 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştür.

Diğer eserlerinden bazıları;
Albaya Mektup Yok (1961),
Yüzyıllık Yalnızlık (1967),
Kırmızı Pazartesi’yi (1981),
Kolera Günlerinde Aşk’ı (1985),
Anlatmak İçin Yaşamak’ı (2002).

Çevirmen

İnci Kut; Ankara Koleji’ni bitirdikten sonra, yüksek öğrenimini 1965 yılında Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngilizce Bölümü’nde tamamladı. Madrid’de 1967’de başladığı üç yıllık İspanyolca öğrenimi sonrasında, Varşova Üniversitesi İspanyolca Bölümü’ne devam etti. 1976’da bu bölümün ilk mezunlarından oldu. İspanyol dili üzerindeki çalışmaları sonucu Türkiye’de İspanyolca öğrenimine katkıda bulundu.

Başlıca çalışmaları; İspanyolca dil öğrenme kitapları ve ayrıca birçok edebi kitabın çevirisidir.

İspanyol Dili ve İspanyol Kültürüne hizmet ettiği için İspanya Krallığı tarafından kendisine ödül verilmiştir. Bu ödüller şunlardır; İspanya Kralı Juan Carlos I adına verilen “Lazo de Dama” nişanı ve “Encomienda” nişanı.

Ayrıca, “Isabel Allende’nin Maya’nın Günlüğü” adlı romanın çevirisi ile ‘Dünya Kitap 2013’ en iyi çeviri ödülünü aldı.

Kitap

Kırmızı Pazartesi; İşleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Yazar, çocukken yaşadığı kasabada gerçekleşen bir olaydan esinlenerek bu eseri yazmıştır. Bu eserden sonra Nobel Ödülü’nü kazanmıştır.

Kitap yorumu

Kolombiya kökenli ve Nobel edebiyatı ödülünü almış bir yazarın eserini okuyarak farklı bir dünyaya kapı açmayı seçtim. Yazarın anlatım dili ve kurgusu bana göre değişik. Olay örgüsü birbirine geçmiş bir şekilde ilerliyor. Karakterler üzerinden olayı farklı açılardan görebiliyor zihnimizde üç boyutlu canlandırabiliyoruz. Ayrıca, zamansal olarak bazen ileri bazen geri gidişler ile olaya bir boyut daha katılıyor. Bazı sahneler ise bana göre yavaş çekim anlatılıyor. Mesela, olayın detaylarına giriliyor ve insanların o esnadaki tepkileri ile olay geniş bir zemine yayılıyor.

Kurbanın uyanması ile başlayan eserin ilk cümlesi şu şekilde; “Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, psikoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05:30’da kalkmıştı. “Nasıl yani?? Dakika bir, gol bir yazar baştan kurbanı ve sonra da onu kimin öldüreceğini söylüyor. Kitabın çok bir sürprizi kalmıyor böylece. Gerçekten öyle mi??

Yazar, toplumsal ruh çözülmesini daha iyi anlatabilmek için olayın örgüsünü bir yapboz gibi yavaş yavaş tamamlıyor. Bunun için zamanda geçmişe veya ileriye sıçramalar yapıyor. Ayrıca, kitapta geçen karakterlerin olayla ilişkilerine mercekle bir bakış atıyor. Ve şu kişi o esnada bunları yapıyordu peki bu kişinin eli armut mu topluyordu diyerek ve olayı farklı açılardan okuyucuya sunarak aslında üç boyutlu bir ortam yaratıyor bana göre. Neticede, sabah evden çıkan Santiago Nasar sonunda kanlı bir şekilde öldürülüyor. Evden çıktığı andan itibaren öldürüldüğü ana kadar olan süreçte bunu bilen/öğrenen insanların (belki de halkın tamamı) bir şey yapma konusunda ne kadar aciz kaldıkları ve de toplumun tepki verme hızı ve isteği gibi konular başarıyla ele alınıyor.

Tüm bunları bir araya getirince ben kitabı farklı ve çok değerli buldum. Değişik bir tarz ile anlatılan bu kitabı herkese tavsiye ederim.

Künye

Yazar: Gabriel García Márquez
Sayfa sayısı: 112 sayfa
Çevirmen: İnci Kut
Özgün Adı:  Crónica de una muerte anunciada
Yayınevi: Can Yayınları

Benzer Kitaplar

Farklı kişiler üzerinden olayı yapboz gibi tamamlayan bir kitap -> Söyleme Bilmesinler

Gizemli bir kitap -> On Kişiydiler (On Küçük Zenci)

Macera ve gizem dolu bir kitap -> Göbeklitepe Muhafızı

Polisiye bir kitap -> Kayıp Tanrılar Ülkesi

Arka kapak

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya’da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruh çözümü niteliği de kazanmış oluyor.


Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

6 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir