Yazar
Daniel Keyes; Daniel Keyes 1927 yılında New York’da doğdu. 17 yaşında ABD Denizcilik biriminde çalışarak petrol tankerlerinin takipçisi oldu. 1950 yılında Brooklyn College’den psikoloji alanında lisans derecesi aldı. Yazar olmayı hedefleyen Daniel Keyes, bir psikanalist olarak sadece insanlara yardım etmekle kalmayıp onları daha iyi anlayarak kendi yazarlığını da geliştirebileceğini düşündü. Daniel Keyes’in psikanalist olabilmesi için önce kendisinin psikanalize girmesi gerekiyordu. Gittiği psikanalizde seans başına elli dakika serbest çağrışım yapıyor ve hayatı üzerine düşünüyordu. Bu süre zarfında karşılaştığı sıkıcı profesörler ve mürekkep lekesi testleri daha sonra “Algernon’a Çiçekler ”de tekrar ortaya çıktı.
Mezun olduktan bir süre sonra pulp dergilerde (ucuz kağıda basılmış düşük ücretli dergi) editörlük yaptı ve bazı dergilerde çizgi roman serileri için yazmaya başladı. Brooklyn College’da gece dersleri aldı ve Amerikan Edebiyatı alanında yüksek lisans derecesiyle mezun oldu.
Daha sonra, Daniel Keyes eski lisesinde İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı. Üstün yetenekli öğrenciler için iki yaratıcı yazarlık dersi ve zihinsel engelli öğrenciler için iki ders daha verdi. Özel sınıfın ilk günü Daniel Keyes üzerinde büyük bir etki yarattı. Otobiyografisinde anlattığına göre, dersin sonunda bir öğrenci Daniel Keyes’in masasına yaklaştı. “Bunun kukla bir sınıf olduğunu biliyorum,” dedi çocuk, ”ve size sormak istiyorum. Eğer çok çalışır ve dönem sonuna kadar zeki olursam, beni normal bir sınıfa alır mısınız? Zeki olmak istiyorum.” Bu soru Daniel Keyes’in aklından çıkmıyordu.
Yazar, aklından çıkmayan bu soruyu Algernon’a Çiçekler isimli eserinde işledi ve 1959 yılında kısa bir öykü olarak yayımladı. Eser o yıl En İyi Öykü dalında Hugo Ödülü’nü kazandı. Yazar, eseri 1966 yılında roman olarak düzenleyerek yeniden yayımladı ve aynı yıl En İyi Roman dalında Nebula Ödülü’nü kazandı.
Yazarın diğer kitapları;
“The Touch – Dokunuş” (1968)
“The Fifth Sally – Beşinci Sally” (1980)
“Billy Milligan’ın Zihinleri” (1981)
“Milligan Savaşları” (1994)
“I: A Writer’s Journey – Ben: Bir yazarın yolculuğu” (2000)
“The Asylum Prophecies – Tımarhane Kehanetleri” (2009)
Çevirmen
Handan Haktanır; İstanbul doğumlu. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve New York Hunter College Arkeoloji ve Resim bölümleri mezunu. Hunter College Rhys Carpenter Ödülü’nü ve William Graf bursunu kazandı. Emekli Büyükelçi ve Dışişleri Eski Müsteşarı Korkmaz Haktanır ile evli ve iki çocuk sahibidir. Handan Haktanır Tahran’da Diplomat Eşleri Grubu Başkanlığı, Dışişleri Mensupları Eşleri Dayanışma Derneği Başkanlığı (DMEDD), Varşova Uluslararası Kadınlar Derneği’nde Yönetim Kurulu üyeliği, Kahire’de Uluslararası Kadınlar Derneği ‘Nefertiti’nin Başkanlığını ve Londra Britanya Türk Kadınları Derneği’nin Kurucu Onursal Başkanlığını yaptı. Arkeoloji ağırlıklı ‘Bir Avuç Mısır’ adlı kitabı 2010 yılında yayımlandı. Yayıma hazırladığı Hindistan konulu bir kitabı, bir romanı ve çeşitli öyküleri bulunmakta.
Kitap
Algernon’a Çiçekler; Algernon’a Çiçekler kitabı nasıl ortaya çıktı? Yazar zihinsel engelli öğrenciler için ders verdiği sınıfta bir öğrencisi kendisiyle konuştu. “Bunun kukla bir sınıf olduğunu biliyorum ve size sormak istiyorum. Eğer çok çalışır ve dönem sonuna kadar zeki olursam, beni normal bir sınıfa alır mısınız? Zeki olmak istiyorum.” dedi. Bu sözler Keyes’de büyük bir etki yarattı ve aklından hiç çıkmadı. İleriki bir zamanda Yazar bu konuyu önce öykü olarak yazdı (1959). Çok daha sonra ise romanlaştırdı (1966). Her iki eseri de ödül aldı ve dünyanın her tarafında çok beğenildi.
Peki kitap bize neyi anlatıyor? Yukarıda bahsi geçtiği üzere zihinsel engelli bir öğrencinin (Charlie), kendisinin bir sorunu olduğunun farkında olması ve çok çalışarak bunu giderebileceğini düşünmesi üzerine kurulmuş bir eserdir. Yazar, bilimkurgu dalında yazdığı bu eserde Charlie’ye bir şans vermiş ve onu sınırlarının ötesine taşımayı başarmıştır. Yazarın psikanaliz eğitimi almış olması ve bu konudaki tecrübelerini kitaba yansıtmış olması, kitabı daha da gerçekçi yapmıştır.
Kitap yorumu
Kitabı ilk okumaya başladığımda bir sorun var dedim, yazım dili olsun konuşmalar olsun. Neler oluyor diyerek başladığım kitaba alışınca her şey normal gelmeye başladı ve dedim bu şekilde gidecek herhalde. Ancak son sayfaya gelip de kitap bittiğinde hüzünlü bir kapanış ile her şey anlamlı bir hal aldı. Açıkçası ben güçlü bir hikayesi olan bu kitaba bayıldım. Kitap duygusal olarak okuyucuyu içine alıyor ve sonuna kadar bırakmıyor. Ayrıca, merak duygusunu canlı tutup sonra ne olacak diye sordurarak sürekliliği sağlıyor.
Zeka geriliği olan Charlie’nin günlüğünü okuyarak başlıyoruz ve kitap sonuna kadar günlük üzerinden ilerliyor. Kitap boyunca, kendisinin farkında olan Charlie’nin gözünden etrafını, yaşam alanını; kısaca hayatını görüyoruz. Charlie, her şeyden önce, sevilmek, kabullenilmek, ait olmak istiyor. Geçmişinde olan olayları ve günümüzdeki ilişkilerini anlamlandırmak istiyor. Bunun için zeki olması gerektiğini düşünüyor. Bu dürtü ile gönüllü olarak daha önce insan üzerinde denenmemiş testlere gitmeye karar veriyor. Gittiği laboratuvardaki Algernon isimli fare Charlie’ye yol arkadaşı oluyor ve olaylar böylece gelişiyor. Charlie’nin bu zorlu yolculuğuna eşlik etmek ister misiniz?
Ben bu kitabı okurken birçok konuyu irdeledim. Öncelikle, özel ihtiyaçlı insanların dünyasını anlamlandırmaya çalıştım. Bizim için normal olanın onlar için ulaşılmaz veya çok zor ulaşılır bir şey olduğunu düşünmek korkutucu geldi. Bu hislerim empati yapmamı ve onlar adına bazı şeyleri düşünmemi tetikledi.
İkinci bir farkındalık mevzusu ise ister zekaca geri olun ya da üstün zekalı olun diğer insanlardan farklı olmanız, sizden rahatsızlık duyulmasına sebep oluyor. Ne kadar üzücü değil mi? İnsanlar kendilerine göre farklı olanı ötekileştiriyorlar. Ancak insanlar kendilerini bir yere koyacak olsalar hemen zeki sınıfına koyarlar ve zeka geriliği olanları dalga konusu yapabilirler. Halbuki bizlerde kimine göre zekiyiz ve kimine göre değiliz. Bu bir kaos.
Kitabın beni getirdiği noktalardan birisi de eğer günün birinde, teknoloji, bilim vb gelişmeler sayesinde, üst seviye bir zekaya kavuşursak umarım delirmeyiz.
Yorumumun sonuna gelirken Algernon’un mezarına bir dal çiçek bırakıyorum ve Charlie’yi bu cesurca yola çıktığı için selamlıyorum. Herkese de bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
Spoiler içeren kısımlar
Kitapta, zeka geriliği olan bir insanın normal ve hatta çok daha zeki bir konuma geldiğinde birçok şeyi sorguladığına şahit oluyoruz. Geçmişinde karanlık kalan noktaları hatırladığını ve üstüne düşündüğünü görüyoruz. Bunların hepsi anlamlandırma çabası. Peki bizlerin de daha zeki olabilme durumumuz olsaydı, kendimizle ilgili neleri görüp değiştirirdik acaba?? Kendi egomuzun ya da bilmenin vermiş olduğu bir halin bizi ve etrafımızı sorgulatacağını, bazı şeyleri değiştirmek isteteceğini ve hatta eski halimizin ne kadar zavallı olduğunu düşündüreceğini hayal etmek korkunç geldi bana.
Kitabın sonlarına doğru Charlie’nin eski haline yavaş yavaş dönüşü ise çok üzücüydü. Bunu bilmesi ve bilerek eski haline dönüşmesi yürek parçaladı. Bunun yerine intihar edebilirdi ancak tercih etmedi. Ve bir farkındalık daha yaşadı. İlk zamanlarındaki zeki olmak istediği hali çok daha sevimli idi ancak zeki olup da bir şeylerin farkına vardığında arkadaşlarından dostlarından uzaklaşması onu yalnızlığa sevk etti. Eski haline döndüğü esnada bunları yeniden değerlendirdi ve eski haline dönse bile bir şey eksik kalacaktı. Zeki olmak istemesi, bu konudaki azmi ve onu sevimli olmaya iten şeyler olmayacaktı artık. Yani eski Charlie’den zeka geriliği hariç pek bir şey kalmayacaktı.
Künye
Yazar: Daniel Keyes
Sayfa sayısı: 325 sayfa
Çevirmen: Handan Ünlü Haktanır
Özgün Adı: Flowers for Algernon
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Arka kapak
Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir.
Ameliyattan sonra, Charlie’nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır…
Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon’da ani bir gerileme baş gösterene kadar… Acaba Charlie’de de aynı gerileme olacak mıydı?
“İnandırıcı, sürükleyici ve oldukça dokunaklı bir hikaye.” New York Times
“Heyecan verici bir günlük… Bu kitaptaki bazı sahneleri hayatım boyunca aklımdan çıkarabileceğimi sanmıyorum.”
The News & Observer
“İnsanı içine çeken bir roman, özgün… Önemini uzun süre kaybetmeyecek bir hikaye.”
Library Journal
Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Etkileyici bir yorum elinize sağlık