Sonsuzluğun İlk Günü


Yazar

Harun Candan, 1987 yılında İzmir’de doğmuştur. “Sonsuzluğun İlk Günü” isimli kitabı 2021 Haziran ayında yayımlanmıştır.

Kitap

Kitap, beş ayrı hikayeden oluşuyor. Her bir hikaye farklı bir zaman diliminde geçiyor ve bazı hikayelerde, bir kaç hikaye iç içe geçmiş vaziyette ilerliyor. Milattan Öncesi dönemde başlayan ilk hikayeden sonra 1698, 1915, 2003 ve 2099 yıllarında geçen diğer hikayeler geliyor ve hikayeler geçtiği dönemin atmosferini yansıtıyor. Hikayelerin birbiri ile bağlantısı yok ancak yazarın belirlediği bir nesne tüm hikayelerde ortak kullanılıyor.

Kitap yorumu

Kitap, roman türünde yazılmış gözüküyor. Ancak, kitapta beş farklı hikaye var ve her hikaye farklı zaman diliminde geçiyor. Bazı hikayeler içerisinde bir kaç karakterin ayrı ayrı hikayelerini barındırıyor. Bazı hikayelerin sonu yarım kalmış gibi ve kahraman(lar)ın başına ne geldiği okuyucunun hayal gücüne bırakılıyor. Bu anlatım şeklini ben kötü olarak değerlendirmiyorum ancak bazı okuyucularda bir yarım kalmışlık tadı verebilir.

Yazar, kitabın tüm hikayeleri içerisinde ortak bir nesne kullanmayı ve hikayeleri bu nesne ile bağlamayı uygun görmüş. Yani zaman geçiyor ve bu nesne elden ele diğer hikaye kahramanlarının eline bir şekilde ulaşıyor. Onun dışında hikayeler arasında pek bir bağlantı bulunmuyor. Fakat değişik bir bağlantıyı kitap kapağı ile hikayeler arasında bulabiliriz. Nasıl mı? Şöyle ki kapakta beş (5) satır, beş (5) sütun şeklinde yer alan resme baktığınızda her satırda yer alan resimlerin her bir hikayeye denk düşen bir anlatımı olduğunu görebilirsiniz. Ve hatta ortak nesneyi de görebilirsiniz.

Kitabın akışına biraz bakalım. Yazar, gizem ve heyecan dolu olaylar kurgusu ile okuyucuyu merak içerisinde bırakmayı başarıyor, zamanda yolculuğa çıkarıyor ve hayal gücünün etkisiyle maceradan maceraya götürüyor. Yazım dilinin akıcı ve kitabın sürükleyici bir anlatıma sahip olması da okumayı kolaylaştırıyor.

Kısaca hikayelere bakalım;

İlk hikayede, milattan önce 530’lu yıllara denk gelen bir zamanda Lidya kralının sarayına konuk oluyoruz. Tanrılara sunulan hediyeler karşılığında bir kehanet bekleniyor. Bu kehanet nasıl sonuçlanacak? Kral ve ailesi ne kararlar alacak? Bunun cevabı kitapta gizli ve okuyucuyu heyecanlı anlar bekliyor.

1698 yılında Afrika’da bir kabilenin en yetenekli avcısının zorunlu gemi yolculuğu ile rahip olması için gönderilen ancak gerçekte doktor olmak isteyen bir çocuğun çıktığı yolculuk bir noktada kesişiyor. Kim öle kim kala hepsi bu kitapta yer buluyor.

1915 yılında, Balkanlar yanıyor, Türkler Anadolu’ya kaçıyor. Bir çocuk da savaştan kaçıyor ve arkasına bile bakamadan Gelibolu’ya doğru gidiyor. Yeni Zelanda’da bir genç ve aşık olduğu kız, evlenebilmesi için kendini kanıtlaması gerekiyor ve uzak diyarlara savaşa doğru bir yolculuk başlıyor. Kalküta’da çocuklara masal anlatan bir kadın ve onu dinleyen bir adam, platonik bir aşk ile içten içe yanıyor. Aşk ve savaş, iki yangın, üç ayrı kahramanın yaşamını şekillendiriyor.

2003 yılında Amerika’da bir çiftlik sahibi adam ve onun sır gibi hayat hikayesi, ne hikaye ama! Adamın kızının ve damadının tercihleri ile hikaye dallanıp budaklanıyor. Hikayenin sonunu öğrenen şaşırıp kalıyor.

2099 yılında insanlar, teknolojik olarak çok gelişmiş ama doğa açısından felakete doğru sürüklenen bir dünyada başka gezegenlere yerleşmenin hesaplarını yapıyor ancak bazıları dünyayı terk etmeyip güvenli bölgeler oluşturmaya çalışıyor. Robotlar bir kaç insana yardım ediyor ve her şey yeni başlıyor.

Bu kitap yazarın okuduğum ilk kitabı olup kitabın konusu ve hakkındaki yorumlar ilgimi çektiği için alıp okudum. İyi ki de okumuşum. Kurgu tarzında yazılmış hikayeler benim hoşuma gitti. İnsana dair gizemli hikayeler beni alıp götürdü. Kiminde şaşırdım ve kiminde üzüldüm. Sizlerde zamanda yolculuk yapmak ve birçok macera yaşamak istiyorsanız tam size göre bir kitap. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar diliyorum!

Künye

Yazar: Harun Candan

Sayfa sayısı: 408 sayfa

Yayınevi: Doğan Kitap

Arka kapak

Her şey bitiyor.

MÖ 536
Güneş soluyor. Çalgılar susuyor. Fırtına yaklaşıyor. Kehanet gerçek oluyor. Yeryüzünün en ihtişamlı krallığı Lidya’nın saltanatı çatırdıyor. Prenses ardına bakmadan koşuyor.

1698
Akdeniz’de bir ada. Kandiller geceyi aydınlatıyor. Genç bir adam kendi hayatını kurtarmak için celladının hayatını kurtarmak zorunda. Afrika ağlıyor.

1915
Kalküta’da bir masalcı, masallara inanan bir âşık. Yeni Zelanda’da yarım kalan bir aşk. Gelibolu’da bir derviş. Bazı masallar ölümü anlatır, olsun. Âşıklar ölmez.

2003
Amerika yükseliyor. Düşenlerin üstüne basa basa. Bir kadın iki kere âşık olur. Biri babası, biri öteki yarısı. Herkesin bir sırrı vardır, mezarlar o yüzden derin kazılır. 

2099
İklim felaketi. Yapay zekâ. Savaş. Susuzluk. Göç. Uzay kolonileri. Küresel pandemi. Dünya kaybediyor. Gidenler kurtuluyor, kalanlar ölüyor. Nüfus sıfır.

Her şey yeni başlıyor.


Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

6 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir