Beyaz Zambaklar Ülkesinde


Yazar

Grigory Spiridonoviç Petrov, 1869 yılında Rusya’da doğmuş ve 1925 yılında Paris’te hayata gözlerini yummuştur. Bir hatip, gazeteci ve hoca olarak Rusya’da ünlü bir papazken görüşleri nedeniyle kiliseden kovulmuş ve daha sonra devlet işlerinden de men edilmiştir. Rusya’da Bolşevik devrimi gerçekleştiğinde ise ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır.

Rusya’da ve birçok ülkede konferanslar vermiş olan yazar ülkede kendisine yer olmadığını anlayınca farklı ülkelere giderek göç etmiştir. Yugoslavya krallığında ise değer görmüş ve oraya yerleşmiştir. Eserleri diğer dillere çevrilerek yayımlanmıştır. 1925 yılında “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli eseri Bulgar diline çevrilmiş ve Bulgaristan’da eğitim bakanlığı tarafından önerilen bir kitap olmuştur. Bulgaristan’dan göç eden Türkler yoluyla da Türkiye’de duyulmuştur. O zamanlarda, kitabın ortaya koyduğu fikirlerin uygulanması gerektiği düşünülmüş ve bazı çalışmalar yapılmıştır.

Kitap

“Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitap Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda fikrin Türkiye için de uygulanabilir olduğunu düşündü ve kitabın ülkedeki resmi ve askeri okulların müfredatına dahil edilmesini uygun gördü. Türk insanının eğitim görmesini ve kendini her konuda yetiştirmesini gerekli buldu.

Bu kitap, Finlandiya’da yokluğa, yoksulluğa ve kötü doğa koşullarına rağmen her kesimden ve meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini gözler önüne sermektedir. Milletin büyük özverisiyle yokluktan kurtularak her açıdan nasıl çok daha iyi bir ülke yaratılabileceğini göstermektedir.

Kitap yorumu

Bu kitabın bir çok yayınevinden çıkmış baskısı mevcuttur. Benim temin edip okuduğum kitap Şule Yayınları’na aittir.

Yazar kitaba Moskova Devlet Tiyatrosunun çürümüş temellerinden bahsederek başlıyor. Aslında zamanında en sağlam ahşaplarla yapılmış temellerin zamanla çürüdüğünden ve günümüzdeki yapıyı ayakta tutacak güçte olmadığından ve mühendislerin tiyatroyu ayakta tutabilmek için yaptıkları temel yenileme çalışmasından kısaca bahsediyor. Bu örnekten yola çıkarak, devlet nizamının da ilk zamanlarda yeterli olduğunu ancak yeni topluluklar ile birlikte yenilenmesi gerektiğini söylüyor. “Tarih” dediğimiz hakikatin, kendisini yenileyemeyen bazı milletlerin feci sonlarını yazdığı gibi bazı milletlerin ilerlemesi ve gelişmesi için fırsatlar yarattığına değiniyor. Yazar, bu fırsatların değerlendirilebilmesi ve milletin kendi kaderini belirleyebilmesi için her bireyin çabalaması gerektiğini belirtiyor ve Finlandiya halkının çabasını ve sonuçlarını gözler önüne seriyor. Tabi bu sonuçların neler olduğunu anlamlandırabilmek için yazar ilk olarak Finlandiya’nın geçmişinden bahsederek ve özgürlüğünü kazandığı zamandaki ülkenin ve halkın durumunu anlatarak durum tespiti yapıyor. Sonrasında yapılacak işleri ve nasıl yapılacağını örneklerle ve felsefesiyle birlikte ortaya koyuyor ve en sonunda sonuçlardan bahsederek bir silsileyi takip etmiş oluyor.

Kitapta, zor koşullar altında bulunan Finlandiya halkı için umudun nasıl yeşerdiği ve zorluklarla mücadele edilerek tüm topluma nasıl ulaşıldığı anlatılıyor; İlk olarak, ülkenin her köyünden gelen gençlerin eğitilmesi ve bu gençlerin köylerine döndüklerinde öğrendiklerini diğerlerine anlatması öngörülüyor. Ve böylece bu akım çığ gibi büyüyerek ülkenin her köşesine ulaşılabiliyor.

Tabi kitabı okurken o zamanın şartlarını bilmek gerekir. Günümüze ait internet ve bilgisayar gibi imkanlar yoktu. Finlandiya’da hava ve toprak şartları nedeniyle yiyecek elde edilmesi zordu. Tüm bunlara rağmen bir irade ile tüm bunları bir kenara iterek, doğru tespitler yaparak ve azim göstererek bir uygulamaya geçildi ve uygulamalardan olumlu sonuçlar elde edildi. Bu nedenle kitabın okuyucuya verdiği en anlamlı mesaj; Durumun kötülüğüne bakmadan mücadele etmeyi ve duruma uygun çözümler bulmanın yolunu aramayı tavsiye etmesidir. Bu mesaj kendi hayatımız için de geçerli değil mi?

Bir başarı hikayesinin somut örneğini görmenin yüreklendirici olduğunu düşünüyorum. Tabi bir işin yapılabilirliği görülünce ve somutlaşınca umut yeşeriyor; En zor zamanlarda dahi fikirler üretilebileceğini ve el ele verip mücadele ederek yapılamaz denen bir çok şeyin yapılabileceğini gösteriyor. Bu yüzden yokluklar içindeki bir ülkenin varoluş mücadelesini anlatan bu kitap bana göre çok değerli.

Yine kitapta bir topluluğun kendi kaderinin aslında kendi ellerinde olduğu anlatılıyor. Bir başka deyişle kader dediğimiz şeyin insanın veya toplulukların yaptığı çalışmaya bağlı olduğu ve bu çalışmalar neticesinde kaderin büyük bir ölçüde değiştirilebileceği noktasına ulaşılıyor. Sonuç olarak bir milleti güçlü kılanda zayıf düşürende milletin kendisi olduğu üstüne basa basa söyleniyor. Tüm bu tespitlerin sonucunda, gerçeğe dayalı bu romanın okunmasında fayda görüyorum ve tavsiye ediyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum!

Künye

Yazar: Grigory Spiridonovich Petrov

Sayfa sayısı: 150 sayfa

Çevirmen: Ali Haydar (Sadeleştiren ve yayına hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet Kanar)

Basım Tarihi: Şubat 2017

Yayınevi: Şule Yayınları

İçindekiler

1- Eserin Türkçe Müterciminin Önsözü S:7
2- Eserin Bulgarca Müterciminin Önsözü S:13
3- Tarihten İbret S:23
4- Kahramanlar ve Millet S:27
5- Suomi’nin Tarihi S:33
6- Snellman S:36
7- Eğitimci Memurlar S:42
8- Kışla-Halk Mektebi S:47
9- Futbol S:58
10- Ebeveyn ve Çocuklar S:67
11- Halk Üniversitesi S:74
12- Halk Üniversitesinin Yirmi Beşinci Yılı S:76
(Reçel Kralı Yarvinen’in Nutku)
13- Haydut Karokep S:79
14- Yarvinen, Okunen ve Tomas Golbe
Nasıl Kral Oldular? S:91
15- Köylüler, İşçiler, Zanaatkarlar S:106
16- Milletin Sağlığını Koruyan Doktor S:120
17- İndeks S:129
18- Osmanlı Türkçesi S:135

Arka kapak

Bir hatip ve bir dava adamı olan Grigory Petrov’un eseri Beyaz Zambaklar Ülkesinde Rusça müsveddelerine rağmen ilk kez Bulgarca olarak kitaplaştırılmıştır. Eser, birçok ülkede fırtınalar estirmiş, yazarına büyük bir ün ve saygı kazandırmıştır. Yapıtı büyük yapan, Petrov’un Fin halkını örnek göstererek, ahlaklı yapılanmayla ve sağlam devlet düzeniyle bir milletin yükselişinin kaçınılmaz olduğunu göstermesidir. Bu sebeple Atatürk eseri, önemi ve Türk milletine yol göstericiliği nedeniyle 1928 yılında dilimize çevirtmiştir.

“Milletin her büyük adamı bir mercek gibidir. O kendi şahsında milletin iyi kuvvetlerini ve meziyetlerini toplar. Bununla milyonlarca halkın ruhunu tutuşturur. Fakat hava bulutlu olur ve güneşin ışınlarından mahrum bulunursa, o zaman hiçbir mercek bir kar taneciğini eritmeye, bir su damlacığını ısıtmaya muktedir olamaz.”


Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

9 Yorumlar

  • İlginç bir kitap- kitabın konusu bizim Kurtuluş Savaşı zamanında yaptığımız büyük dayanışmayı andırdı bana. İlerde alıp okumayı düşünüyorum. Kitap yorumu için teşekkürler!

  • Yorumu okurken bir çok duyguyu aynı anda yaşadım hem geçmiş hem de şimdiki zamanı karşılaştırdım.İnsanı her anlam da bağlayan ve düşündüren bir eser umarım okuma imkanım olur ☺️Bu güzel yorum için teşekkür ediyorum 😊

    • Ben güzel yorumunuz için teşekkür ederim. 😊🙏 Herkesin okuyup üstünde düşünmesi gereken bir kitap. Keyifli okumalar diliyorum! 🙋‍♂️

  • Kitap yalın bir dille yazılmış. Okurken her hangi bir heyecan ve merak uyandırmasada kitaba başlama nedenim ” Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle müfredatlarda olması gerektiğini dile getirmesi.
    Kitabın içeriği genel olarak kendini yozlaşmaktan ve cahillikten kurtarmaya çalışan Finlandiya halkının yaşadığı yeniliklerin dile getirilmesini konu alıyor.
    Zamanınızı alacak bir kitap olmadığı için okunanlar listenizde olması gerek diye düşünüyorum. Bana göre yetişkinlik düzeyinin çok altında😔
    😊👍Lakin yaşanan o zamana göre muhakeme edilirse güzel
    çabaları konu alıyor. Çünkü Atatürk’ün düşüncesi hep muasır medeniyetler üzerine çıkmak,
    kalkınmak ve kendini geliştiren bir toplum benimsediği için örnek bir yapıt olarak dile getirmesi güzel.
    Emeklerinize sağlık.

    • Yorumunuz için çok teşekkür ederim. 😊🙏Atatürk tarafından tavsiye edilen bu kitap okunmaya değer kesinlikle. Keyifli okumalar diliyorum! 😊🙋‍♂️

  • Atatürk, ” eseri zaten dilimize uyarlayıp yayınlatmış ise bir bildiği vardır ” düşüncesi insanın aklına geliyor ve sizin güzel, akıcı ve anlaşılır kitap yorumunuz da bunu destekliyor. Emeğinize sağlık devamını bekliyoruz 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir