Eşekli Kütüphaneci


Yazar

Fakir Baykurt; Gerçek adı Tahir’dir. 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948 yılında Köy Enstitüsü’nü bitirmiş ve sonrasında köy öğretmeni olarak çalışmıştır. 1955 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde eğitimini tamamlamış ve farklı yerlerde Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Yazar, roman, öykü ve şiir olmak üzere çeşitli eserler vermiştir. Bazı eserleri tiyatroya ve filmlere uyarlanmıştır. Eserlerini toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazmıştır ve daha çok köy yaşamını, köylünün çektiği sıkıntıları ve taleplerini dile getirmiştir. Birçok dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, ilk kitabı olan Çilli’yi 1955’te yayımlamıştır. 1954’de yazdığı ve ilk romanı olan Yılanların Öcü 1958 yılında yayımlanmıştır. Bu eseri ile 1959 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Yazarın son kitabı 1999 yılında hasta yatağında yazdığı ancak yayımlamaya fırsat bulamadığı “Eşekli Kütüphaneci” dir. Fakir Baykurt, 11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen şehrinde hayata gözlerini yummuştur.

Kitap

Eşekli Kütüphaneci; Yazar bu kitabında, 1940’lı yıllarda Ürgüp’te kütüphanecilik yapmış, görevi sırasında yıllarca katır ve atlar ile birçok köye seyyar kütüphane hizmeti götürmüş olan Mustafa Güzelgöz’ün hayatını anlatmıştır. Romanın bir diğer kahramanı ise zamanında dedeleri Ürgüp’ten Yunanistan’a göçmüş olan ama Ürgüp’ü sürekli anlatan bir ailede doğan Dimitrios Katsikas’dır. Dimitrios, Ürgüp’ü merak edip Larisa’dan Türkiye’ye gelir. Dedelerinin diyarında gezmek için yardım ister ve onu doğruca “Baba” lakaplı Aziz Güzelgöz’e götürürler. Böylece, Aziz’in babası Mustafa Güzelgöz ile tanışma ve onun hayatını ve maceralarını dinleme fırsatı bulur. Bu ilerleyen dostluk sonunda Ürgüp ile Larisa’yı “kardeş şehir” yapma düşüncesine kadar gitmiştir. Ancak hiçte kolay olmayacak bir süreçtir.

Kitap yorumu

Efsane kütüphaneci Mustafa Güzelgöz’ün hikayesini duymuştum ve bunun üzerine bu kitabı okuma ihtiyacı hissettim. Kitabı okurken de hemen hikayenin içinde buldum kendimi; Dimitrios’un merakı ve azmi ile geldiği Ürgüp’te dedelerinin izinde giderken bir yandan da Mustafa Güzelgöz’ün hikayesini ve yaşamını dinliyoruz. Aslında tesadüfler eseri kütüphaneci oluyor Mustafa Amca. Onun futbola olan ilgisini gören dönemin kaymakamı, gençlere futbol öğretmesi ve Ürgüp’te kalması için kütüphanede boşalan kadroya kütüphaneci olarak atıyor. Ve sonra Mustafa Amca yörenin kültürel ve sosyal hayatını zenginleştirmeye başlıyor. Neler mi yapıyor? Köylüler okumadan geri kalmasın diye seyyar bir kütüphane ekibi kuruyor ve eşekle köylere kitap götürüyor. Ve daha neler yapmıyor ki… Aslında Mustafa Amca’nın hayatına dair anlatılacak çok şey var ve kitabın amacının da aslında Mustafa Güzelgöz’ün adını duyurmak, yaptığı işlerden bahsetmek ve okuyucuyu bu konuda daha çok araştırma yapmasına yönlendirmek olduğunu düşünüyorum.

Fakir Baykurt’un toplumcu gerçekçi olarak yazdığı ve efsane olmuş bir isme yer verdiği bu kitabı bir çırpıda okunuyor. Zaten dili çok sade ve akıcı. Eserde bir döneme şahitlik ediyorsunuz. Belki tesadüf eseri kütüphaneci olunmuş ama azim ve kararlılıkla bu yetkiyi alıp yukarılara taşımak; kişinin içinde olan duygu ve isteğin eseri olarak ortaya çıkıyor. Bir yandan karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak, maddi destek sağlamak, kaynakları doğru yerlere iletmek ve çevredeki insanlara ulaşmak ayrı bir meziyet ister. İşte böyle insanlara örnek olmuş ve başarı timsali kişilerin hayatlarını okumanın, insandaki azim ve kararlılık hissiyatını kuvvetlendireceğine ve okuyana güç vereceğine inanıyorum.

Değinmek istediğim bir diğer önemli konu ise Mustafa Güzelgöz’ün bu azminin ve çalışmalarının, Amerika’da halkına gönüllü olarak hizmet eden yaratıcı insanları ödüllendirmek üzere 1963 yılında ABD’de düzenlen bir yarışmada The Lane Bryant Uluslararası İnsanlık Hizmetinde Gönüllü Takdirnamesi ile ödüllendirilmesidir.

Ödül ile ilgili ilginç bir bilgiyi burada alıntılayarak paylaşmayı uygun buluyorum; 21 Kasım 1963 tarihinde bütün dünya ülkelerinin yaratıcı insanlarının eserleri toplanır ve değerlendirme sonrasında; Türkiye, İtalya ve İspanya finale kalmıştır. İspanyol aday Miguel, dağ ve ova köylerine salgın hastalıklara karşı aşı götürerek halkının sağlığını kurtarmış ve özellikle çocuk ölümlerini azaltmıştır. İtalyan aday Jiordano ise köprü altı çocuklarını okutmuş, yetiştirmiş ve onları topluma kazandırmıştır. Son elemede ise Türkiye ve İtalya arasında kalan Jüri üyelerine, Jüri başkanı Eşekli Kütüphaneci’nin kütüphanecilik sisteminden ve bölgedeki yüksek okuma yazma oranından çok etkilendiğini söyleyerek şu ifadeyi aktarmıştır; “Benim oyum Türkiye’ye. Eğer İtalyan adayın eğittiği, yetiştirdiği çocuklara eşekle kitap gitseydi köprü altı çocukları olmazdı. Türkiye’den katılan aday köprü altı çocukları olmasın diye çalışmalar yapmıştır.” Ve Türkiye birinci olur. Güzelgöz, çeşitli sebeplerden dolayı gidemediği ödül töreninin sonucunu görevi başında iken gelen telefon ile öğrenir.

Ne kadar değerli bir ödül değil mi? Kitap okumanın, öğrenmenin ve donanımlı hale gelmenin ileride oluşabilecek tehlikelerin önüne geçebileceğini görüp ödüllendiriyorlar.

Kitabın bir diğer kahramanı ise Dimitrios’dur. Dimitrios üzerinden geçmişteki göç olaylarına ve o neslin yurt belledikleri yörelere olan özlemleri dile getirilmiştir. Bu merak ve özlem duygusu genç nesillere aktarılmış ve o nesli temsilen Dimitrios Türkiye’ye gelmiştir. Peki Dimitrios aradığını bulabilecek midir? Dedelerinin bahsettiği yerleri görüp, bahsettiği yiyecekleri tadabilecek midir? Ve ayrıca iki şehrin, Ürgüp ve Larisa’nın, duygusal bir bağ ile birbirine bağlanması ve kardeş şehir olması mümkün olacak mıdır?

Tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası kitapta mevcut. Geçmişe nostaljik bir yolculuk yapmak ve o dönemin havasını koklamak için bu kitabı herkese öneriyorum ve herkese keyifli okumalar diliyorum!

Künye

Yazar: Fakir Baykurt

Sayfa sayısı: 147 sayfa

Yayınevi: Literatür Yayınları

Arka kapak

Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistan’ın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yerleri gezmek istemiştir. Tesadüfler karşısına yörenin sevilen şahsiyetlerinden “Baba” lakaplı Aziz Güzelgöz’ü çıkarır. Aynı yaşlardaki bu iki genç kısa sürede kaynaşır. Dimitrios, Aziz’in evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanılmaz bir adamla tanışır. Aziz’in babası Mustafa Güzelgöz’dür bu kişi; namı diğer Eşekli Kütüphaneci.

Ürgüp’teki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için takılmıştır bu ad ona. Herkes, özellikle de kadınlar, kitap okusun diye yıllarca çırpınmıştır Mustafa Güzelgöz.

Dimitrios ile Eşekli Kütüphaneci arasındaki sevgi köprüsü yöreyi birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekişip güçlenir. Bu arada kan kardeşi olan Aziz ile Dimitrios’un aklına, Ürgüp ile Larisa’yı “kardeş şehir” yapma fikri düşmüştür. Ama bu o kadar da kolay olmayacaktır…

Fakir Baykurt’un, klasik anlatımının tüm olanaklarından yararlanarak, gücü yetene, hatta bitene dek, hasta yatağında yazdığı bu son romanında, sevgi, kardeşlik, azim, cesaret gibi duygular yine okuru sarıp sarmalıyor.


Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

2 Yorumlar

  • Çok güzel bir yorum olmuş tebrik ederim 🙂 Mustafa Güzelgöz’ün tanımasına vesile olan bu kitabı ben de severek okumuştum ✨

    • Yorumunuz için teşekkürler, Mustafa Güzelgöz bizlere örnek bir kişiliktir. Herkesin bilmesi ve tanıması için bu kitap güzel bir vesile oldu. Ben de yorumlayarak ufak bir katkıda bulunduğumu düşünüyorum. Keyifli okumalar diliyorum!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir