Yazar
Paulo Coelho; 1947’de Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde doğan Coelho günümüzde dünyaca ünlü bir yazardır. Yazarlık sürecine doğru adım adım gittiği yolda farklı şarkı sözü yazarlığı, gazetecilik, tiyatro yönetmenliği ve oyunculuk gibi farklı dallarda çalışmalar yapmıştır.
Coelho, gençliğinde zihinsel sağlık sorunları yaşadığı düşüncesiyle psikiyatrik tedavi görmesi için bir akıl hastanesine yatırılmıştır ve burada üç yıl geçirmiştir. Coelho, hastaneden kaçarak kurtulmuştur.
70’li yıllarda şarkı sözü yazarlığı ve eleştirmenliği yapmıştır ve müzik dünyasında tanınan birisi olmuştur. Bir süre gazetecilik yapmıştır.
80’li yıllarda yazarın hayatında önemli değişimler olmuştur; Kendini sorgulayacağı bir yolculuğa çıkmış ve Hıristiyanların Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’nın Santiago de Compostela kentinde sona eren “geleneksel hac yolculuğu”nu yapmıştır. Bu yolculuk, onun iç dünyasında büyük değişikliklere neden olmuş ve yazmaya başlamıştır. Yolculuğunu anlattığı “Hac” isimli kitabını çıkartmıştır.
1988 yılında yayımladığı “Simyacı” adlı romanı çok sevilmiş olup yazarı dünya çapında tanınır hale getirmiş olup bu kitabı birçok kitap takip etmiştir.
Coelho’nun eserlerinde okuyucuyu neler bekliyor; Hayatın anlamını arayan karakterler ile okuyucuya kendini sorgulatır ve içsel yolculuğa çıkartır. İnsanları hayallerinin peşinden gitmeye ve içlerinde yatan gücü keşfetmeye yöneltir. Ayrıca, felsefi bir bakış açısı ile yoğrulan eserlerde mistisizm de kendine yer bulur.
Günümüzün en önemli yazarlarından biri olan Coelho’nun kitapları, dünya çapında büyük ilgi görmüştür ve görmeye devam etmektedir. Coelho, yazdığı kitaplar ve aldığı ödüllerle edebiyat dünyasında tanındığı gibi aynı zamanda sosyal ve kültürel çevrelerde de bilinmektedir. Coelho, Birleşmiş Milletler Barış Elçisi ve Brezilya Edebiyat Akademisi üyesidir. Ayrıca, sosyal medya platformlarında aktif olarak yer almakta ve hayranlarıyla düşüncelerini paylaşmaya devam etmektedir.
Kitap
Veronika Ölmek İstiyor; 1998 yılında yayımlanan eser bir çok dile çevrilmiştir. İç dünyaya yolculuk ve gerçeği arama üstüne kurgulanmış psikolojik-dram tarzında yazılmış bir romandır.
Eser, Slovenya’nın bir şehrinde geçmektedir. Kitabın ana karakteri Veronika, her istediğine sahip görünen, ancak mutlu olmayan bir kişidir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminde bulunur ve sonrasında kendini bir akıl hastanesinde bulur. Kalbinde meydana gelen hasar yüzünden çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Amacı ölmek olan Veronika bu kısa ömrünü farklı bir şekilde geçirmeye karar verir ve farklı dünyaların insanlarını tanımaya çalışırken kendisini de keşfetmeye başlar.
Kitap yorumu
Veronika, 20’li yaşlarında genç bir kız ve hayat dolu olması gereken yaşlarda hayatın monotonluğundan sıkılmış ve hayatına son vermek istiyor. O’nu buna iten sebepler yokluk, kötü bir olay ya da çok büyük bir sorun değil, hayatın tekdüzeliğine sıkışmışlık hissi. Her şeye sahip olup mutlu olamama hastalığı. Aslında bu bir hastalık mı? yazar bunu irdeliyor. Veronika intihar eylemine teşebbüs ediyor ancak kendini akıl hastanesinde buluyor. Tabi kalbi ilaçlardan zarar görmüş ve az bir ömrü kalmış olarak. Akıl hastanesinde geçirdiği sürede Veronika kendini, olayları, etrafındakileri ve dışarıdaki hayatını sorguluyor. Kitap bu safhada okuyucuyu bu hayatları ve hatta ciddi anlamda kendi hayatını da sorgulamaya yönlendiriyor. Veronika’nın hayat hikayesi okuyucuya dokunuyor ve bir farkındalık oluşturuyor. Ve kitap bizlere “Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.” mesajını veriyor.
Beni etkileyen bir eser oldu. Neden mi? çünkü bir kitap okuyucuya bazı şeyleri sorgulatıyorsa ve farkındalık yaratıyorsa bence değerlidir. Yazarın hayatına bir göz attığımızda bir dönem akıl hastanesinde kaldığını ve çok sonraları da kendini sorgulayacağı bir “hac” yolculuğuna çıktığını görüyoruz. Bu da bize kitabın; yazarın hayatından kesitler sunduğunu, kendi bulduğu çözümleri ve farkındalıkları bizimle paylaştığını söyleyebilirim.
Anlatım gücü yüksek, akıcı, karakterler üzerinden verilen mesajlar ile ustaca işlenen bir kitap bizi bekliyor. Felsefi ve psikolojik tarafları ağır basıyor ama okuyucuyu çok yormuyor.
Kitabın bir yerinde felsefi bir konu olarak karşımıza şu sorular çıkıyor “normal nedir?”, “kimler normaldir?” ve “normal olmayanlar deli midir?”. Bunun yanı sıra yazar ölüm olgusunu sorgulatıyor, bazı insanlar neden ölümü arzu ediyor yoksa arzu ettiği şey gerçekte yaşamak mı??? Eğer ölümünüze kısa bir süre kaldığını biliyorsanız ne yaparsınız? gerçekten ölmek mi istersiniz yoksa vaktinizi dolu dolu yaşayarak mı geçirmek istersiniz?
Yazarın dikkatimi çeken ve beni etkileyen bir tanımı var: “İnsanın acılaşması”. Bir örnek verelim ki daha iyi ifade edelim bu tanımı; Eğer pazartesi iş başı yapacaksanız pazar günü öğleden sonrası insanın içi bir garipleşir ve hayattan aldığı doyum azalmaya başlar. İşte tam da bu hissi acılaşmak diye tarif ediyor yazar. Bence çok güzel bir tanım olmuş; bazı duygularımızı hissediyoruz fakat tam olarak ifade edemiyoruz ya da tanımlayamıyoruz bu tanım ile bir taş gediğine oturdu bende. Siz değerli okuyucular bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kitap ismi her ne kadar negatif bir çağrışım yapıyor olsa da kitabın içeriği hiç de öyle değil; insanı düşünmeye iten pozitif bir yapısı var. Bu nedenle kitabı herkese öneriyorum ve keyifli okumalar diliyorum.
Alıntılar;
* İçimde başka, sevebileceğim Veronika’lar olduğunu bilmiyordum.
* Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.
* Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır insanlar daha yürekli, daha mutlu olurlardı.
* Kimsenin kimseyi yargılayacak durumu yok. Her insan kendi bilir çektiği acının boyutlarını yada yaşamında anlamın hepten yok olduğunu.
Künye
Yazar: Paulo Coelho
Sayfa sayısı: 198 sayfa
Çevirmen: Haldun Pamir
Özgün Adı : Veronika Decide Morir
Yayınevi: Can Yayınları
Arka kapak
“Paulo Coelho’nun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen ama etkili bir öğretmen. Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelho’nun şaşırtıcı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek.” Dana Goodyear, The New Yorker
Veronika her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendini bir akıl hastanesinde bulur. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendi kimliğini de keşfetmeye başlar…
Paulo Coelho’nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya’da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, varoluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor.
Doğa ve Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Elinize sağlık güzel bir anlatım, okumak için sabırsızlanıyorum
Teşekkür ederim, keyifli okumalar diliyorum 🙂🙋♂️
Kitap isminin yanılgısına bende düştüm. Beklenilenin aksine yaşamda anlam arayışına düşürüyor insanı. Sizin de bahsettiğiniz gibi ters köşe bir kitap. Okurken büyük keyif aldım. 🙏
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Benim de keyif aldığım bir kitap oldu. Sağolun 🙏